Dünyada Fransızca konuşulan ikinci en büyük kent, Kuzey Amerika'nın ise en tarihi bölgesi burası... Kışın eksi 40 dereceyi gören, yazın ise sıcaklığı Türkiye'dekinden farksız olan bir Kanada şehri... Aynı zamanda ülkedeki Anglosakson üstünlüğe rağmen, Fransız kültürünü ısrarla yaşatabilen bir Fransız kenti Montreal... Doğası, dünyaca ünlü botanik bahçesi, Viktorya mimarisi ve yemek kültürüyle dikkat çekmeyi başaran Montreal, Kuzey Amerika rotalarına mutlaka eklenmesi gereken en özel duraklardan biri. İşte size Montreal gezi rehberi…

 İsmi Fransızca, resmi dili Fransızca, fakat Kuzey Amerika topraklarında yer alan, ülkede kendini gösteren İngiliz kültüre rağmen 'Frankofon' kimliğini yaşatabilen bir şehir Montreal. Kanada'nın Fransız bölgesi Quebec'in en büyük, ülkenin ise ikinci en büyük şehri. Dünyada da bir ikinciliği var, o da Fransızca konuşulan büyük şehirler sıralamasında. Buna rağmen Kanada'nın temsil ettiği milletleri birleştirici o güç, şehirde İngiliz, Amerikan ve Fransız kültürünün iyi bir şekilde harmanlanmasını sağlıyor.

Montrealliler kimi zaman -40 dereceye kadar düşebilen hava koşullarında kayakla işe gidiyor, kimi zaman ise yaşamlarına yeraltı şehrinde devam ediyor. Yazın ise şehre ismini veren Mont Royal'de ya da dillere destan botanik bahçesinde keyifli vakit geçiriyorlar. "Gülümseyen insanların şehri" olarak bilinen Montreal, doğası, yemek kültürü ve Viktorya mimarisiyle görülmeye değer yerler sunuyor...

Şehre ismini veren dağ: Mont-Royal

Montreal turuna, şehrin tam kalbinde yer alan ve sporsever yerliler için tam bir göz bebeği olan Mont-Royal'den başlayalım. Şaşırtıcı bir biçimde tam da şehir merkezinden başlayıp bir anda yükselen yokuşu, ister araçla ister bisikletle tırmanarak Mont-Royal dağına kısa sürede ulaşabiliyorsunuz.

Montreallilerin hemen her gün spor yapma amacıyla ziyaret ettiği, hafta sonu ise huzurlu vakit geçirmek için tercih ettiği Mont-Royal, kuş bakışı müthiş bir şehir manzarası yakalanabilecek tek yer. Yazın göl kenarında piknik, kışın ise kayak yapılabilecek, şehrin tam ortasında olduğu için hiçbir zaman boş kalmayan devasa bir doğal alan burası.

Şaşırtıcı güzellikte bir botanik bahçesi: Jardin de Botanique Montreal

Şehrin bana göre en can alıcı noktası... İster sırayla, bölüm bölüm gezip görebileceğiniz Japon, Fransız, Çin, Alp bahçeleri, ister patikalardan ilerleyip ormandaymış hissini yaşayabileceğiniz harika bir doğal alana dönüşebiliyor. Göl kenarında dinlenebileceğiniz oturma alanları, belki ilk defa göreceğiniz yüzlerce çeşitte ağaç ve çiçeklerin renkleri, kokuları insanın başını döndürüyor. Ve en önemlisi, bu botanik bahçesi, yerleşkede görebileceğiniz 4 doğal alandan sadece biri.

İçinde dört mevsimin canlandırıldığı, birçok çeşitte hayvanın bir arada yaşadığı devasa cam küre Biodome, böcek çeşitlerinin sergilendiği İnsektaryum, gök cisimlerinin temsilen yer aldığı Planetaryum da vakit olduğu takdirde hayretle gezilebilecek diğer doğal alanlardan.

Kuzey Amerika'nın en tarihi ve en eğlenceli bölgelerinden: Old Port ( Vieux-Port)

Montreal şehrinin St. Lawrance Nehri’ne kıyısı olduğu için, bir de limanı mevcut: Old Port. 1600’lü yıllarda ilk defa kullanılan Old Port şehrin en tarihi olan kısmında yer alıyor. Limana birkaç dakika uzaklıkta bulunan Notre Dame Bazilikası da zaten buranın tarihi bir bölge olduğunu gözler önüne seriyor. 400 yıllık bazilika, mimarisiyle Paris'teki Notre Dame de Paris'yi anımsattığı gibi, dünyaca ünlü şarkıcı Celine Dion'un evlendiği yer olarak da hatıralara kazınmış durumda.

Montreal Science Centre ve Montreal Saat Kulesi'nin de yer aldığı bu bölge, günümüzde sosyal aktiviteler için verimli kullanılan bir alana dönüşmüş durumda. Dünyaca ünlü Cirque du Soleil gösterisi her sene ilk burada sahnelenirken, buzda balık tutma, Iqloofest gibi festival ve etkinliklerin tümü burada gerçekleştiriliyor. Old Port'ta olmasa da, şehrin en önemli aktivitelerinden Montreal Caz Festivali ve Montreal Film Festivali'ni unutmayalım...

Yeraltı şehri görülmeye değer!

Amerika kıtasının en prestijli üniversitelerinden McGill Üniversitesi, La Fontaine Parkı, Kanada Grand Prix’sinin gerçekleştirildiği Formula 1 pisti de yine Montreal'de görülmeye değer noktalardan.

Kış döneminde ziyaret edenler için ise, dondurucu soğuklara karşı düşünülmüş 30 kilometre uzunluğunda tünellerden oluşan yeraltı şehri, ziyaret edilmesi gereken en ilginç nokta olabilir.

Şirin mi şirin Montreal evleri

Şehrin Fransız kültürünü yaşattığı söylense de, yapıların çoğunun Viktorya mimarisi ile inşa edildiği apaçık. İngilizlerin "painted ladies" şeklinde isimlendirdiği, bitişik nizamda bulunan, çok sayıda renk kullanılarak boyanmış evleri ifade eden mimari üslup Montreal'de tam olarak kendini gösteriyor.

Soğuktan korunmak için dip dibe sıralanmış, fakat renkleriyle insanın içini ısıtan Montreal evleri, fotoğraflanmaya ve hatta içinde yaşamaya değer güzellikte.

Montreal mutfağı ve "kendi şarabını kendin getir" konsepti

Füme et, domuz eti, sakatatın sıklıkla tercih edildiği Montreal yemeklerinden, turistik bir zorunluluk olarak mutlaka denenmesi gereken lezzet, füme etli sandviç, patates kızartması ve turşu üçlüsü.

Pek çok restoranda rastlayabileceğiniz bir menü, yerliler tarafından da epey seviliyor. Montreal'in "şarabını kendin getir" konseptine sahip restoranları ve malzemesi zengin bagel seçenekleri de ayrıca değerlendirilmeli.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar: 

1- Montreal Gezi Rehberi

2- Montreal'de Bisiklet Kiralamak

BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN: 

Instagram Valizim: @valizim_com

Instagram Ecemhep: @ecemhep

Facebook: Valizim

Görüşmek üzere!